logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

HÜCRENİN DIŞI

Dışarıdaki manzara müthiş.

Mescid-i Nebevi'nin etrafı küme küme sahabi ve ordu hazırlığı.

Beyinlerde düğüm düğüm bir düşünce. Kimler, neler düşünmüyor ki? Herkes, ama herkes düşünüyor; kâtibin elinde kalemi ve askerin yedeğinde atı, düşünen düşünene.

- Peygamber gidiyor. Peygamber gidiyor!

Hastalıklarının başında tertiplenmesini emrettikleri ve Garp dünyasına yönelttikleri ordu, hazırlanıyor. Hem ne hazırlık? Medine dışındaki ordugâh arı kovanı.

Peygamber elinden ölümsüzlük iksiri içen sahabiler, gönüllerini hüzün dalgalarının bastığı, ayrılık okunun sinelere saplandığı bu anda bile Allah yolunda cihada gitmenin şuuru içinde hazırlanıyorlar. Atlar, develer yola dizilmiş. Mızraklar çatılmış, yaylar gerilmiş, kılıçlar bilenmiş.

Sahabiler ordusunun başında genç kumandan Hazret-i Üsame (r.a.) Allah Resulünün en sevdiği bir kimse.

Nebiler Nebisi mescitte son hitabelerinde şöyle buyurmuşlardı:

- Üsameyi ordunun başına geçirdiğim için sözler dönüyormuş. Bu ne oluyor? Daha evvel babası Zeyd'i başbuğ tayin ettiğimde aynı sözler oldu. Yemin ederim ki, Zeyd emirliğe layıktı, oğlu da layık. Ve onlar benim en sevdiklerimden. (Benim sevdiklerimi sizler sevmek istemez misiniz?) Üsame'ye itaat ediniz ve saygı gösteriniz!